1 Eylül 2019 Pazar


Gazoz kapağından dersler:

KINIK, Uludağ , Pepsi ilk aklıma gelenler. Nadir olanları bulabilirsen daha da şanslısın. Bir miktar edinip onları oyun için hazır hale de getirmen lazım. Nasıl olacak? Anımsar mısın? Önce bir taş bulman lazım. Çekiç de olur, ama taş daha uygun. bir tarafı daha sivri olacak. Ama çok da sivri olmamalı, yoksa işe yaramaz. Biraz hayat gibi, aslında epeyce hayat gibi. Çok sivri çok iyi değil.Önce ters çevireceksin gazoz kapağını .Yavaşça kenarlarına taşın sivri kısmı ile vuracaksın. İçten dışa yapman lazım. bir karışıklık olmasın. İçten dışa, yavaş ve sakince. İnce bir ayar var. dikkat etmen lazım. Bir tarafa vururken diğer tarafın eğilmemesi  lazım. İnce ayar. Biraz hayat gibi. Biraz değil epeyce hayat gibi. Sert vurursan kırılır. Bir taraf yeterince olgunlaşınca, ki bu tamamen eğilmeden ama yeterince de düzleşmiş bir gazoz kapağına tekabül eder, yan tarafa doğru aynı hamleleri yapman lazım. Yeterince yavaş ama sürekli. Hayat gibi. Yine biraz hayat gibi.Gidemezsen varamazsın. Bittiğinde ise üzerindeki taş tortularını temizlemen lazım. Bunu muzaffer bir eda ile yapabilirsin. Nitekim görevi tamamlamış sayılırsın. Artık düz bir gazoz kapağın var mahalledeki oyunlara hazırsın. Ganimetleri cebine doldurabilirsin. Ama son bir kural kaldı. Elinde olanları başkasına verebilirsin, olmayanları isteyebilirsin. Her şeyin sahibi olamazsın. Paylaşmazsan çoğalamazsın.
İyi oyunlar....

22 Ağustos 2019 Perşembe

Şanslı gününde olup pencere kenarında yer bulabildiğin bir akşam. Dolmuş camı. Sağ yanağın hafifçe kirli  pencere camına yaslı. Aslına çok kalabalık ama sen kendi içine sıkışıp kalmışsın. Kimsenin bilmediği ve duymadığı çığlıklar ve kıyametler kopmakta tam da o an. Sol elinde kucağına bıraktığın siyah sırt çantası. İçinde de dünyanın tasası.Çok ama çok aşıksın aslında. Sadece bu aslında olan. Ama bir de sorsak sana dünyanın tüm ama tüm yükü senin omuzlarında. Aşıksın sonuçta. Radyoda bir şarkı çalıyor. Aslında şarkı zaten çalıyor da tesadüf bu ya biri o anda radyoyu açıyor. Bir diğeri değiştirmeye yelteniyor durduruyorsun birden onu. Çünkü o sizin şarkınız. Aslında senin. Karşı tarafın muhtemelen haberi yok, ama olsun. Aşkın iki kişilik olduğunu kim iddia edebilir? Şarkı  devam ederken bir damla, hadi iki olsun yaş süzülüyor. Ah diyeceksin, bir anlatabilseydim.O yol bitene kadar düşünülüp duracaksın. Belki de bazı şeyleri düşünerek çözemeyeceğini tam da o yaşta kavrayacaksın. Bir zaman geçince gülümseyerek anımsasan  da o an öyle olmadığını hep bileceksin. Aslında sadece o da seni sevsin isteyeceksin, sevmeyecek muhtemelen , ama olsun. Her sevdiğinin seni sevmeyeceğini öyle öğreneceksin. Ne acıdır sen de her seveni sevmeyeceksin. Böyle öğreneceksin. Hayat hiç eskisi gibi olmayacak, ama hiç olmaz zaten. Değişeceksin ve pencere camını bir başkasına bırakacaksın...

***
Böyle bir anısı olan herkese, 90'lar ruhu ile Ümit Besen 'Mutluluklar benden sana! dinlerken yazılmıştır.

12 Ağustos 2019 Pazartesi

Bugünlerde yine dar alanlarda sıkıştım kaldım. Bir takım güvendiklerime anlamayacakları için, bir takım anlayabileceklere güvenemediğim için içimdekileri dökemediğimden. Oysa insan en azından sadece bir kişiye tamamen anlatabilmeli. Tamamen iyileşmek mümkün değilse  de 'yeterince iyi ' dedikleri kişiden olabilmek için. Hani şu beyaz yalan dediklerinden sıyrılabilmekle, hani kendini tam ifade edememekten korkmamakla ve en çok da ego denilen şeyi bir kenara bırakmakla .ama dediğim gibi en az bir kişiye anlatabilmeli. İçindeki zehir başka nasıl akar? Seni yakmadan başka nasıl akar?
****
Ağladığında seni anlamasını istediğin duymuyor olacak belki. Beliki değil çoğunlıkla da öyle işte.Gitmek istediğinde seninle gelenler olsa da en istediğin olmayabilir yanındaki. Sen en kuralına göre oynadım sanarken kendini, bir de bakarsın en derin haskızlıklara atımış iyi niyetlerin. Ve yine de inadına da yaşamaya devam etmek... Kolay mı? Hiç değil! en zoru saklamak gözündeki yaşındaki. İncinmemek için sanklamak, anltamamak için saklamak, anlatmamak için saklamak ama illa da saklamak işte ne olursa olsun amacı. Oysa biraz bir yerde akması lazım. Çocuklar için deniyor ya ihtiyaç ağlamak diye, içimizdeki çocuklar için de. Acısına göre çözemediğimiz tadı ile . Evet ihtiyaç o kesin...

7 Haziran 2019 Cuma

Dünyanın tüm derdi benimmiş veya dünyada hiç derdim yokmuş gibi. Çok zıt görünseler de birbirlerine insan işte bazen zıt şeylerin arasına da sıkışıverir. Bana da yine , sıklıkla olduğu gibi, öyle oldu.
******
Gözlerinde bir kaç damla yaşla, ama miktarı birden artabilir, hayata devam etmek aslında çok zor ama çok da güzel. Hayat gibi. Bakın yine zıtlık. Aynı şarkıyı bin defa dinlemek, hep aynı yerinde aynı ses tonu ile haykırmak. Bir an , kısa da olsa bir an boyunca ama inatla ve aşkla o bir anın tamamı boyunca dünyayı değiştirebileceğine inanmak. Yaptıkların ,yapabileceklerin dünyayı daha iyi bir yer yapacak umuduna bürünmek. Dediğim gibi aşkla yani buna gerçekten ve tüm kalbinle inanmak .
Sonra birden olanlarla çok mutlu olmayanlarla çok mutlu olmak. Sarkça gibi. Uçlara gidip gelen sarkaç gibi. Deveinim hızı bazen kalbimizi biraz yorabilir gibi...

31 Mayıs 2019 Cuma

Aynı yere geliyorum. aynı yerde oturuyorum. Aynı müziği dinliyorum. Bazen müzik biraz can yakıcı olabiliyor. Eğer öyle olursa canımın yanmasına dayanabileceksem devam ediyorum. Bazen dayanamayacak oluyorum. Biliyorum ben o hissi . Hiç değil, hiç yabancı değil. Kovalıyorum onu.
Hep aynı yerde oturup yazdıklarım var. Bunlar değil. Başka şeyler. Saatlerce , günlerce ve bazen de geceler boyu.
Kazandığım kaybettiğime göre fazla olacak mı derken iç sesim, dış sesim bağırıyor.' Bu bir yarış değil' Yine de emin misin derseniz, sanırım değilim....

26 Mayıs 2019 Pazar



Her sabah yolda aynı insanları görmek



Kendini güvende hissetmene yardımcı mıdır? Bence evet. Siz görmez misiniz her sabah aynı insanları? Kesin görürsünüz, birazcık dikkatli baksanız yeter. Onlara hikayeler de yazarız çoğumuz içimizden. Ve hatta bazen de benim yaptığım gibi şimdi, dışımıza da yazarız.

Benim yolumda bu aralar her sabah aynı yerde indiğim kadın var. Önce renkli ayakkabılarından tanıdım onu. Benimle aynı yerde değil , yolun karşısında çalışıyor. Bir defa arkasından baktım öyle anladım. Onu hep tam da inmek üzereyken görürdüm aslında. Sonra bazı günler biraz daha dikkatli baktım. Daha erken de gördüm. Oda beni gördü mü ? Bilmem.


Yolumun başka bir kısmında kızıl saçları çok güzel gözlüklü kız var. Liseli. Yaşı olsun 17. Ama neden 30 gibi bilmiş bilmiş bakıyor? Acaba artık 17 yaşlar da hayat böyle mi bakıyor. Sürekli müzik dinliyor. Sürekli. Acaba kulağı ağrımıyor mu? Belki de 17 yaşın kulakları daha sağlamdır. Belki bir sabah kulaklığını istesem paylaşır. Belki de 'Deli misin? 'der. Kim bilir?

Görülüp duyulanlar sadece insanlar mı yollarda? Hayır. Mesela bir koku var benim yolumda. Peynirli puğaça kokusu. İş yerinde hemen içeri girince sabah 7.00'dan sonra. Biliyorum saati var o kokunun. En tok olanı bile davet eden bir yanı var. Aç olanı ise yönlendiren. Başkalrı da benim gibi mi hissediyor onu? Yoksa bambaşka şeyler mi başkalarında hissettirdikleri? Kim bilir? Ben bilmiyorum....

19 Mayıs 2019 Pazar

Uzun geçmiş zaman. Uzun zaman geçmiş. İkisi aynı değil, ama ikisi de olmuş. Değişen ne diye çetele tuttsam nereden nereye yol olur? Biliyorum, eminim o da uzun olur. Yazmadım değil aslında. Hep dediğim gibi. Hep yazdım. dünlüğüme, günlüğüme, kimsenin görmediği kağıt parçlarına, herkes görsün diye ulu orta. Hepsini ama hepsini yaptım. Çünkü bir terapi biçimi gibiydi. İyi geldi. Kanattı yaramı sonra sardı. Sonra değiştirdi bazen. Bazen de farklı bir şey olmadı.Ama yazdım ben hep. Ve biliyorum yine yazacağım...
Bu aralar kafama takılan ise şu, devrik cümleler.
Devrik cümleler edebiyatın kalbi midir?