29 Aralık 2014 Pazartesi

yılın sonunda yeni yıl kadar eski yıl üzerine...

Kim bilir belki son vurgusu yapılınca daha çarpıcı olduğundan. Yılın son ayı; son haftası; son günler… Anaokuluna gittiğim zamanlardan hayal meyal anımsadığım yeni yıl eğlencelerinde sınıfın en güzel kızı süslenir havalı kıyafetler giyer ve yeni yıl olur. Zavallı erkeklerden birine ise pamuklardan göğsüne dek uzanan bir sakal yapılır eski yıl olurdu. Ve biz çocuklar yeni yılı coşku ile kucaklarken eski yıla hüzünle bakardık. Şimdi düşününce oldukça saçma geliyor ama o zaman eğlendiğimiz kesin. Şimdi belki de yaş aldıkça ya da namı diğer yaşlandıkça geçip giden eski yıla daha bir sarılır oldum. Hele son iki üç yıldır kendime yılın son zamanları verdiğim sözleri tutabilme maharetimden ötürü yılın son aylarını iple çeker olduğum bile söylenebilir. Her birimizin motivasyon araçları başka olsa da kendimizi en doru besleyeni bulabilmek en önemlisi galiba.

Yine bu yıl elime senenin son hafta sonu gazetelerini alıp kaçırdıklarımı yakalamaya çalıştım. Yeni bir ajandaya taşındım yeni günleri daha heyecanla not alabilmek için . Güzel şeyler için dua ederken acı şeyleri de asla unutmamaya çalıştım. Çünkü ancak onlardan gerekli dersleri çıkartabilir ve faydalı olma gerekliliğini hatırlayabilirdim. En basiti en kolay unuttuklarımız ya hep ama aslında en önemli de olanlar. Sağlık ve huzur en önemlisi işte ve bir de adı şiirlerde şarkılarda kalan BARIŞ. Siz hep olun gerisi kolay…

24 Aralık 2014 Çarşamba

ufak ve insancıl hatalar üzerine...

Bu alışkanlığı edindiğim anı dün gibi anımsıyorum. Kardeşime, can içime aldığım 'Sineklerin Tanrısı' kitabının bu baskısında sayfa hatası vardı. Sayfalar takip etmesi gereken numaralar ile gitmiyordu. Aslında bu kitabı takibi o an için oldukça zorlaştıran bir durumdu. Ama her ne hikmet ise bundan sonra özellikle de kitaplarda kelime hataları, sayfa numara yanlışları çok dikkatimi çeker ve beni gülümsetir oldu. İnsanız çünkü sadece insan. Belki kitaplar elde yazılmıyor artık ama o makineleri tasarlayanlar da insan. Çağımızın psikiyatrik yanılsamalarında hepimiz 'mükemmeliyetçilik' diye bir yanılgıdayız  ya çoğu zaman işte bu yüzden belki hasta görünce insanız diye hatırlayıp bir kendime gelme vesilesi, bir tebessüm hali oldu. Hele bazen çok ciddi bir gazete haberinde, çok ünlü bir romanın satır aralarında ufacık tefecik harf oyunlarını sanki bir oyunmuş gibi görmeye de başlar oldum. Velhasıl ünlü şarkının dediği gibi 'hatasız kul olmaz'. Telafisiz hatamız olmaması ve hataların ders olarak alınabilmesi dileği ile...