22 Ağustos 2019 Perşembe

Şanslı gününde olup pencere kenarında yer bulabildiğin bir akşam. Dolmuş camı. Sağ yanağın hafifçe kirli  pencere camına yaslı. Aslına çok kalabalık ama sen kendi içine sıkışıp kalmışsın. Kimsenin bilmediği ve duymadığı çığlıklar ve kıyametler kopmakta tam da o an. Sol elinde kucağına bıraktığın siyah sırt çantası. İçinde de dünyanın tasası.Çok ama çok aşıksın aslında. Sadece bu aslında olan. Ama bir de sorsak sana dünyanın tüm ama tüm yükü senin omuzlarında. Aşıksın sonuçta. Radyoda bir şarkı çalıyor. Aslında şarkı zaten çalıyor da tesadüf bu ya biri o anda radyoyu açıyor. Bir diğeri değiştirmeye yelteniyor durduruyorsun birden onu. Çünkü o sizin şarkınız. Aslında senin. Karşı tarafın muhtemelen haberi yok, ama olsun. Aşkın iki kişilik olduğunu kim iddia edebilir? Şarkı  devam ederken bir damla, hadi iki olsun yaş süzülüyor. Ah diyeceksin, bir anlatabilseydim.O yol bitene kadar düşünülüp duracaksın. Belki de bazı şeyleri düşünerek çözemeyeceğini tam da o yaşta kavrayacaksın. Bir zaman geçince gülümseyerek anımsasan  da o an öyle olmadığını hep bileceksin. Aslında sadece o da seni sevsin isteyeceksin, sevmeyecek muhtemelen , ama olsun. Her sevdiğinin seni sevmeyeceğini öyle öğreneceksin. Ne acıdır sen de her seveni sevmeyeceksin. Böyle öğreneceksin. Hayat hiç eskisi gibi olmayacak, ama hiç olmaz zaten. Değişeceksin ve pencere camını bir başkasına bırakacaksın...

***
Böyle bir anısı olan herkese, 90'lar ruhu ile Ümit Besen 'Mutluluklar benden sana! dinlerken yazılmıştır.

12 Ağustos 2019 Pazartesi

Bugünlerde yine dar alanlarda sıkıştım kaldım. Bir takım güvendiklerime anlamayacakları için, bir takım anlayabileceklere güvenemediğim için içimdekileri dökemediğimden. Oysa insan en azından sadece bir kişiye tamamen anlatabilmeli. Tamamen iyileşmek mümkün değilse  de 'yeterince iyi ' dedikleri kişiden olabilmek için. Hani şu beyaz yalan dediklerinden sıyrılabilmekle, hani kendini tam ifade edememekten korkmamakla ve en çok da ego denilen şeyi bir kenara bırakmakla .ama dediğim gibi en az bir kişiye anlatabilmeli. İçindeki zehir başka nasıl akar? Seni yakmadan başka nasıl akar?
****
Ağladığında seni anlamasını istediğin duymuyor olacak belki. Beliki değil çoğunlıkla da öyle işte.Gitmek istediğinde seninle gelenler olsa da en istediğin olmayabilir yanındaki. Sen en kuralına göre oynadım sanarken kendini, bir de bakarsın en derin haskızlıklara atımış iyi niyetlerin. Ve yine de inadına da yaşamaya devam etmek... Kolay mı? Hiç değil! en zoru saklamak gözündeki yaşındaki. İncinmemek için sanklamak, anltamamak için saklamak, anlatmamak için saklamak ama illa da saklamak işte ne olursa olsun amacı. Oysa biraz bir yerde akması lazım. Çocuklar için deniyor ya ihtiyaç ağlamak diye, içimizdeki çocuklar için de. Acısına göre çözemediğimiz tadı ile . Evet ihtiyaç o kesin...