Şanslı gününde olup pencere kenarında yer bulabildiğin bir akşam. Dolmuş camı. Sağ yanağın hafifçe kirli pencere camına yaslı. Aslına çok kalabalık ama sen kendi içine sıkışıp kalmışsın. Kimsenin bilmediği ve duymadığı çığlıklar ve kıyametler kopmakta tam da o an. Sol elinde kucağına bıraktığın siyah sırt çantası. İçinde de dünyanın tasası.Çok ama çok aşıksın aslında. Sadece bu aslında olan. Ama bir de sorsak sana dünyanın tüm ama tüm yükü senin omuzlarında. Aşıksın sonuçta. Radyoda bir şarkı çalıyor. Aslında şarkı zaten çalıyor da tesadüf bu ya biri o anda radyoyu açıyor. Bir diğeri değiştirmeye yelteniyor durduruyorsun birden onu. Çünkü o sizin şarkınız. Aslında senin. Karşı tarafın muhtemelen haberi yok, ama olsun. Aşkın iki kişilik olduğunu kim iddia edebilir? Şarkı devam ederken bir damla, hadi iki olsun yaş süzülüyor. Ah diyeceksin, bir anlatabilseydim.O yol bitene kadar düşünülüp duracaksın. Belki de bazı şeyleri düşünerek çözemeyeceğini tam da o yaşta kavrayacaksın. Bir zaman geçince gülümseyerek anımsasan da o an öyle olmadığını hep bileceksin. Aslında sadece o da seni sevsin isteyeceksin, sevmeyecek muhtemelen , ama olsun. Her sevdiğinin seni sevmeyeceğini öyle öğreneceksin. Ne acıdır sen de her seveni sevmeyeceksin. Böyle öğreneceksin. Hayat hiç eskisi gibi olmayacak, ama hiç olmaz zaten. Değişeceksin ve pencere camını bir başkasına bırakacaksın...
***
Böyle bir anısı olan herkese, 90'lar ruhu ile Ümit Besen 'Mutluluklar benden sana! dinlerken yazılmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder