31 Mayıs 2019 Cuma

Aynı yere geliyorum. aynı yerde oturuyorum. Aynı müziği dinliyorum. Bazen müzik biraz can yakıcı olabiliyor. Eğer öyle olursa canımın yanmasına dayanabileceksem devam ediyorum. Bazen dayanamayacak oluyorum. Biliyorum ben o hissi . Hiç değil, hiç yabancı değil. Kovalıyorum onu.
Hep aynı yerde oturup yazdıklarım var. Bunlar değil. Başka şeyler. Saatlerce , günlerce ve bazen de geceler boyu.
Kazandığım kaybettiğime göre fazla olacak mı derken iç sesim, dış sesim bağırıyor.' Bu bir yarış değil' Yine de emin misin derseniz, sanırım değilim....

26 Mayıs 2019 Pazar



Her sabah yolda aynı insanları görmek



Kendini güvende hissetmene yardımcı mıdır? Bence evet. Siz görmez misiniz her sabah aynı insanları? Kesin görürsünüz, birazcık dikkatli baksanız yeter. Onlara hikayeler de yazarız çoğumuz içimizden. Ve hatta bazen de benim yaptığım gibi şimdi, dışımıza da yazarız.

Benim yolumda bu aralar her sabah aynı yerde indiğim kadın var. Önce renkli ayakkabılarından tanıdım onu. Benimle aynı yerde değil , yolun karşısında çalışıyor. Bir defa arkasından baktım öyle anladım. Onu hep tam da inmek üzereyken görürdüm aslında. Sonra bazı günler biraz daha dikkatli baktım. Daha erken de gördüm. Oda beni gördü mü ? Bilmem.


Yolumun başka bir kısmında kızıl saçları çok güzel gözlüklü kız var. Liseli. Yaşı olsun 17. Ama neden 30 gibi bilmiş bilmiş bakıyor? Acaba artık 17 yaşlar da hayat böyle mi bakıyor. Sürekli müzik dinliyor. Sürekli. Acaba kulağı ağrımıyor mu? Belki de 17 yaşın kulakları daha sağlamdır. Belki bir sabah kulaklığını istesem paylaşır. Belki de 'Deli misin? 'der. Kim bilir?

Görülüp duyulanlar sadece insanlar mı yollarda? Hayır. Mesela bir koku var benim yolumda. Peynirli puğaça kokusu. İş yerinde hemen içeri girince sabah 7.00'dan sonra. Biliyorum saati var o kokunun. En tok olanı bile davet eden bir yanı var. Aç olanı ise yönlendiren. Başkalrı da benim gibi mi hissediyor onu? Yoksa bambaşka şeyler mi başkalarında hissettirdikleri? Kim bilir? Ben bilmiyorum....

19 Mayıs 2019 Pazar

Uzun geçmiş zaman. Uzun zaman geçmiş. İkisi aynı değil, ama ikisi de olmuş. Değişen ne diye çetele tuttsam nereden nereye yol olur? Biliyorum, eminim o da uzun olur. Yazmadım değil aslında. Hep dediğim gibi. Hep yazdım. dünlüğüme, günlüğüme, kimsenin görmediği kağıt parçlarına, herkes görsün diye ulu orta. Hepsini ama hepsini yaptım. Çünkü bir terapi biçimi gibiydi. İyi geldi. Kanattı yaramı sonra sardı. Sonra değiştirdi bazen. Bazen de farklı bir şey olmadı.Ama yazdım ben hep. Ve biliyorum yine yazacağım...
Bu aralar kafama takılan ise şu, devrik cümleler.
Devrik cümleler edebiyatın kalbi midir?