5 Aralık 2015 Cumartesi

kurşun kalemle altı çizilmeden durulamayan kelimler

İstiyorum ki hem bitsin; hem de bitmesin elimdeki kitap. Aynı şarkı hayatımın fon müziği gibi hep çalsın dursun ama hiç sıkılmayayım; hep aynı hissi versin istiyorum. Sanki mümkünmüş gibi. Mümkün olmadığını bilerek istemek mümkün ama öyle değil mi?
Elime bir kalem alıyorum okurken. Ama illa bir kurşun kalem.  Çiziyorum anlamını bilmediğim kelimeleri birer birer. Ama onların da bir denge içinde olmalarını istiyorum. Ne beni okuduğuna yabancılaştıracak kadar çok olmalılar. Ne de beni her okuduğumu anladığımı sanma yanılgısına düşürecek kadar az olmalılar. Hani eğer bir ‘denge’ varsa eğer; olabiliyorsa; onlarda da olsun. Hatta en çok onlarda olsun.

Altı çizili kelimeler çoğu zaman unutulmuş kıyafetlerin dolabın dibinde kalması gibi kalıyorlar. Kitabın altı çizili sayfası, kıvrılmış bir yanı, ufak bir not kağıdında asılı kalıyorlar bazen. Çoğu zaman öylece kalıyorlar. Bir daha açılmamak üzere. Böylece kelime karanlığa gömülüyor. Ben daha anlamını öğrenemeden. Bazen de vahşi bir merakla öğreniliyor, hafızaya işleniyor. Benden sonra kitabı okuyan olursa; der mi neden çizili burası? Bilir mi kelimenin anlamını; bilmezse merak eder mi? Ve tüm bunlar; gerçekten bilmiyorum ne kadar önemli…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder