3 Ocak 2015 Cumartesi

Doğum günü iç dökmeleri...

Yaşlanmak yerine yaş almak oluyor belki; zamanla hayali pastanın üzerindeki mum sayısın artması. Ama olsun. Çok güzel çok özeldir doğum günleri. Her şey bu denli fabrikasyon değilken evde yapılan tadı damağınızdan silinmeyen yaş pastalar ile fotoğrafı olabilen şanslı çocuklardandım ben.  Tabi o fotoğraflarda mum sayısı henüz bir elin parmak sayısını geçmez; zaten biz de bilinçli şekilde hatırlayamayız. Ama tarih bellidir gün bellidir. Anne baban senin şimdiki yaşlarından bile genç fotoğrafın içinde mutlu bir gülümsemedir.
Zaman geçer çok acıması insafı yoktur. Bazen kalabalık olursun bazen yapayalnız. En fenası da bazen kalabalıkta yapayalnız. Ama en yalnız kalmayacağın zaman kendini gerçekten bulmaya başladığın dönemindir. Başladığın diyorum çünkü sonu var mı bilmiyorum. En güzel yolculuğun başlangıcını biraz çözdüm de devamını yaşayarak öğreneceğimi umuyorum. Kendinden çıkıp yine kendi içine; sesinden kaçıp kendi sessizliğine olan yolculuk. Ah ne keyifli ne kadar da burnunun dibinde ama sana uzakta imiş senelerdir.

Aklımda deli sorular; sırtımda çantam içinde hayallerim ve kocaman dünyam;  elimden sevdiklerim tutar bu yolculuklarda uzaktan sürekli değişen bir şarkı çalar ; arada gözlerimizden yaşlar da akar… Ama 32. Yaşım sen ne iyi ettin de geldin; hoş geldin… Hadi gel biraz daha derine gidelim; korkma ben ellerinden tutarım senin…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder