Yaşlanmak yerine yaş almak oluyor
belki; zamanla hayali pastanın üzerindeki mum sayısın artması. Ama olsun. Çok
güzel çok özeldir doğum günleri. Her şey bu denli fabrikasyon değilken evde
yapılan tadı damağınızdan silinmeyen yaş pastalar ile fotoğrafı olabilen şanslı
çocuklardandım ben. Tabi o fotoğraflarda
mum sayısı henüz bir elin parmak sayısını geçmez; zaten biz de bilinçli şekilde
hatırlayamayız. Ama tarih bellidir gün bellidir. Anne baban senin şimdiki
yaşlarından bile genç fotoğrafın içinde mutlu bir gülümsemedir.
Zaman geçer çok acıması insafı
yoktur. Bazen kalabalık olursun bazen yapayalnız. En fenası da bazen
kalabalıkta yapayalnız. Ama en yalnız kalmayacağın zaman kendini gerçekten
bulmaya başladığın dönemindir. Başladığın diyorum çünkü sonu var mı bilmiyorum.
En güzel yolculuğun başlangıcını biraz çözdüm de devamını yaşayarak
öğreneceğimi umuyorum. Kendinden çıkıp yine kendi içine; sesinden kaçıp kendi
sessizliğine olan yolculuk. Ah ne keyifli ne kadar da burnunun dibinde ama sana
uzakta imiş senelerdir.
Aklımda deli sorular; sırtımda
çantam içinde hayallerim ve kocaman dünyam; elimden sevdiklerim tutar bu yolculuklarda
uzaktan sürekli değişen bir şarkı çalar ; arada gözlerimizden yaşlar da akar… Ama
32. Yaşım sen ne iyi ettin de geldin; hoş geldin… Hadi gel biraz daha derine
gidelim; korkma ben ellerinden tutarım senin…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder