Yazmak boşlukları dolduran bir eyleme dönüştü ise eğer
yazmak gerekiyor kartpostalları da. Yıl bitmişken ama yeni yılın henüz ilk ayı hâlihazırda
geride kalmamışken. Hani şu sevdiğimiz; merak edip de gidemediğimiz, öylesine
şehirlere ait olan kartpostallar. Hani şu kar motifleri; çam ağaçları Noel
babalar ile dolu kartpostallar. Hani şu manzara resimleri ile süslenen,
yemyeşil ağaçların birbirinden pembe çiçeklerin yansımaları ile süslenen. Çok çocukken
yılbaşı ve bayramlardan önce anne babamın önce bir liste çıkarıp sonra bu sayıya
göre kartpostal almaya giderdi kırtasiyeye. Sanırım bu da en sevdiğim andı.
Aslında düzgün öğretmen yazıları ile yazmalarını ayırıp zarflamalarını ve sonra
bunların tümünü yetişecek zamanı hesaplayarak postaneye ulaştırmalarını da.
Sanırım bu seremoninin hepsini çok severdim. Böyle detaylı hatırlayabildiğime
göre. ve bu kartlar hem bizim hem de gönderilen tüm evlerin vitrinlerinde, elektirik düğmelerinde renkleri sararana, simleri düşene değin saklanırdı da. Sahi en son ne zaman kartpostal aldınız; dahası yolladınız. Bu sene
zamana yendik düştüm. Ama bunu telafi edeceğim muhtemelen yaşadığım şehrin
dörde bölünmüş kartta meşhur ve tarihi yerlerini betimleyen bir kartpostal
bulamayacağım ama olsun. Modernize kartpostallarda ölmemesi gereken gelenekleri
yaşatacağım. Böylesi bana daha yaşanmış gelecek…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder